BBC, Hobbit'in yayımlanmasından 31 yıl sonra 1968'de J.R.R. Tolkien'in kayda alınan son röportajından kesitler yayımladı. Röportajın tamamı 2019 yılında gün yüzüne çıkarıldı.
Tolkien’in Hobbit romanı, büyücü Gandalf’ın romanın başkarakteri Bilbo’yu ziyaret etmesi ve onu tehlikeli bir maceraya atılmaya ikna etmesiyle başlıyor. Peki, yazarın kendisi böyle bir maceraya atılmayı kabul eder miydi?
Tolkien, bu soruya şöyle yanıt veriyor:
“Ben küçük bir çocukken bir büyücü yanıma gelseydi, durum Hobbit’te anlatılandan tamamen farklı olurdu. Gitmemek için mutlaka bir bahane bulurdum. Sırf macera uğruna kendimi zor bir duruma sokmaya hiç mi hiç hevesim yoktu. Şüpheli yaşlı beylerle konuşmaktan kaçınacak şekilde çok iyi yetiştirilmiştim".
Tolkien’in bu sözleri hiçbir zaman yayımlanmadı. Röportajın yalnızca birkaç bölümü televizyonda yayınlandı. Büyük kısmı 2019’da bir radyo programı için yeniden gün yüzüne çıkarılana dek BBC arşivlerinde saklandı.
Daha önce görülmemiş ve duyulmamış bu kayıt Tolkien’in son derece açık sözlü olduğu anlara yer veriyor. Kayıt ayrıca Tolkien’in çok satan kitaplarındaki kilit karakterlere dair düşüncelerini de ortaya koyuyor.
İsveç gezisi Hobbit'e ilham oldu
Tolkien, henüz 19 yaşındayken 1911’de İsviçre’ye yaptığı ve Hobbit'e ilham veren bir gezisini de anlatıyor bu röportajda.
“Hobbit’teki en temel unsurlardan biri, hayatım boyunca yaşadığım birkaç maceradan birine dayanıyor” diyen Tolkien, sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Birçok dağ geçidini aştık… Sırtımızda yalnızca çantalarımız vardı. Son derece sıra dışı yerlerde uyuduk. Ölümden kıl payı kurtulduğumuz birkaç an oldu; tıpkı devlerin fırlattığı kayalarla yaşanan olayda olduğu gibi. Sanırım Bilbo’nun yolculuğunun gerçekten kişisel bir deneyim olmasının nedeni de bu, elbette değiştirilmiş bir biçimde. Goblinlerle karşılaşmadık”.
Elfçe'yi nasıl yarattı?
Tolkien, bu röportajda romanlarında yarattığı kurgusal dillerden de söz ediyor. Bu dillere duyduğu ilgiyi, Oxford Üniversitesi’nde klasik diller ve edebiyat okuduğu dönemle ilişkilendiriyor Tolkien.
Fince öğrendiği günleri şöyle anımsıyor:
“Yapısı, ses dokusu son derece dikkat çekici. Beni gerçekten sarhoş ediyor. Başka şeylerle ilgilenmem gerekirken kalkıp Fince öğrendim. İnsanlar da Yunanca drama üzerine yazdığım makalelerin neden giderek daha kötü olduğunu bir türlü anlayamıyordu”.
Tolkien, bu tutkusunun Orta Dünya’da kullandığı dile de yansıdığını belirtiyor:
“Başlangıçta son derece Finceydi… Bir bakıma Fince temelliydi; içine bir miktar Yunanca ve o zamandan beri öğrendiğim diğer dillerden de bazı unsurlar kattım”.
Ancak tabii Tolkien’in dillere olan ilgisi küçük yaşlarda başlıyor ve Birinci Dünya Savaşı’nda savaştıktan sonra da devam ediyor.
Gollum "yozlaşmanın bir örneği"
Tolkien, Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi filmlerinde Peter Jackson tarafından beyazperdeye taşınan ve Andy Serkis’in canlandırdığı Gollum'dan da söz ediyor. Gollum'u “yozlaşmanın bir örneği” olarak tanımlıyor. Tolkien, Yüzüklerin Efendisi’ndeki önemli bir sahne hakkında soru sorulduğunda ise heyecanlanıyor: Gollum, romanın kahramanı Frodo’nun yanında duruyor ve neredeyse eski haline dönmeyi başarıyor.
Oxford Üniversitesi’nde İngilizce profesörü Stuart Lee, bu sahneyi şu sözlerle anlatıyor:
“Bahsettiği olay, Gollum’un aslında Sméagol’a, yani daha az canavarlaşmış eski haline dönmeye başladığı an. Mücadeleyi kazanıyor; iyi taraf üstün gelmeye başlıyor ve Frodo uyurken ona dokunmaya çalışıyor”.
Ancak ardından Frodo’nun en yakın arkadaşı Sam araya giriyor.
Tolkien, röportaja şöyle devam ediyor:
“İnsanlar bana sık sık beni en çok neyin etkilediğini soruyor. Sanırım bütün hikayedeki en trajik nokta, iyiliğin çoğu zaman kötülüğe yol açması gibi korkunç bir ironi barındırması. En trajik an, Sam’in korumacı bir tavırla ‘Ellerini çek’ demesi ve böylece Gollum’un pişmanlık duymasının önüne geçmesi. Çünkü bunun hayata çok benzediğini düşünüyorum”.
Sam arkadaşını korumaya çalışsa da bu hareketi Gollum’un yeniden karanlık tarafına dönmesine yol açıyor. Lee’ye göre bu durum, Tolkien’in dünyaya bakışının daha geniş bir yansımasını aktarıyor. Lee, “Tolkien mitolojisinde olan şey, iyiliğin bazen istemeden aşırı kötülüğe yol açabilmesi” diyor.
Tolkien’in kitaplarındaki ahlak anlayışının iyilik ve kötülük arasındaki basit bir karşıtlıktan ibaret olmadığı da röportajda yer alıyor.
Tolkien, bu durumu “Genel hatlarıyla bakıldığında oldukça basit. Ama elbette gerçekte öyle değil, değil mi? İyi tarafta da kötülük görebiliyorsunuz. Mesele sadece modern tabirle ‘iyiler’ ve ‘kötüler’ arasındaki mücadele değil” şeklinde özetliyor.