ladder theory




basamak teorisi. kadın-erkek ilişkilerine komik ve bilimsel bir açıklama getiren, kadınların erkekleri, erkeklerin de kadınları çekici bulma mantığını inceleyen enteresan bir teoridir bu. en çok üzerinde durduğu mesele de kadınların zaman zaman erkeklerle arkadaş olmak istemesine rağmen erkeklerin her zaman cinsel ilişki peşinde olmasıdır. aslında cıvık görünmesine rağmen, yıllar süren sosyolojik araştırmalara dayanan ciddi bi teoridir. ilk kez 1994'de, exeter'da, dallas lynn ve teoriyi formulize etmesine yardımcı olan jared whitson tarafından ortaya atılmış bir kavram.

teoriyi detaylandırmadan önce kesin olarak kabul edilen ve teorinin de baz aldığı bi kavramı netleştirmek gerek sanırım:

her şeyden önce, kadınlar da erkekler de özellikle karşı cinsten birisiyle karşılaştıklarında çok çabuk bir zihinsel değerlendirme yapıyorlar. bunun yapılış şekli cinsiyete göre farklılık gösteriyor. teoriye göre aşağı yukarı şu şekilde gelişiyor hadise:

kadınlar için: para/güç % 50, çekicilik % 40. kalan % 10 da kadınların önemsediklerini söyleyip aslında umursamadıkları faktörler. (bu % 10 a, zeka, duygusallık, espri anlayışı, dürüstlük falan giriyor bu arada)

erkekler için: dış görünüş % 60, kadının kendisiyle tahmini yatabilitesi % 30. % 10 da diğer faktörler.

unutulmamalı ki bu tamamiyle bilinçli bir süreç değil. şöyle oluyor aşağı yukarı. bir erkek bir kadınla (x) karşılaşıyor. sonra ikinci bir kadınla (y) karşılaşıyor. x ile karşılaştığında yukarıdaki kritere göre bir değerlendirmeden geçiriyor. zihninde bir basamağa yerleştiriyor kadını. sonra y ile karşılaştığında, onu da aynı kritere göre değerlendiriyor ve mesela birincinin üzerinde bir basamağa yerleştiriyor. bunu tarif etmesi istendiğinde, açıksözlü bir adamsa, "valla x ile yatmak isterim ama y ile yatmak istediğim kadar değil" şeklinde tarif ediyor.

erkeklerin hepsi, en azından erkek doğan ve erkek kalan herkes, dürüst davrandığında bunu kabul ediyormuş, bilemem. erkek olanlar değerlendirsin. teorinin iddiası budur. kadınlar açısından bakış da şöyle: teoriye göre kadınların % 99.999'u bitch (yine teori sınırlarında bitch kelimesinin tarif ettiği kadın, sizinle neden yatmadığı konusunda dürüst olmayan ve/ya sizinle yatmak istemeyen kadın). bu kadınların değerlendirme kriteri de şöyle çalışıyor: para ve güç % 50, çekicilik % 40, önemsediklerini söyledikleri ama aslında yalan olanlar da % 10.

para mevzu mesela: tüm erkeklerin de kabul edeceği gibi kadınların çoğu para için erkeklerle beraber oluyor. destek de donald trump zengin olmasa mankenlerle beraber olabililr miydi şeklinde retorik bir sorudan geliyor. ama teoriyi üretenler bunun doğru olmadığını düşünüyorlar. onlara göre bu sadece doğa gereği olan bir hadise. ama sanmayın ki iyi bişey söylüyorlar. dedikleri kısaca şudur: kadınlar böyledir, ilk kriterleri paradır ve aslında yapmaları gereken şey dürüst olmak, aslında fahişe olduklarını kabul etmek ve dürüstçe hayatını kazanmaya çalışan gerçek fahişelerin aleyhine konuşmaktan vazgeçmektir.

teori diyor ki, bunu okuyan kadınların çoğu, "valla, ben standart bir kadın değilim, zaten benim erkek arkadaşlarım hiç zengin kişilerden olmamıştır" vs diyeceklerdir. tam tersi, eğer böyle bir şey düşündüyseniz siz standart bir kadın oluyorsunuz. eğer bunu okuyup, hmmm deyip sonra işinize gücünüze devam ederseniz belki gerçekten farklı olma ihtimaliniz var.

dış görünüş de önemli. kadınların çoğunun bir barda, ya da bir filmde hoş bir adam gördüklerinde orta ikinci sınıftaki duygusal seviyelerine indiklerini söylüyor teori. ve bu durum, yaş ilerledikçe artan bir trend olarak tespit edilmiş.

son % 10 erkeklerin kadınlara sıkça sorduğu bir sorunun standart cevabı. "bir erkekte ne ararsın" sorusu, biraz da "kaç tane adamla yattın" sorusudur aslında, "yalan söyle bana" demektir bir anlamda. çünkü gelecek cevap neredeyse hiç değişmeyecek şekilde, espri anlayışı, dürüstlük, zeka, duygusallık ve duygusal denge olacaktır. teoriyi üretenlere göre tüm bunlar boktan açıklamalar. sadece çok az istisna için geçerli olduğunu düşünüyorlar.

üzerinde durulması gereken bir başka noktanın da kadınların kullandığı kodlar olduğu söyleniyor. eğer bir kadın motivasyonu ve hedefleri olan bir adam istediğini söylüyorsa, zengin bir adam istediğini, bir kadına nasıl davranacağını bilen bir adam istediğini söylüyorsa, yine zengin bir adam istediğini, iyi bir aileden gelmesini istediğini söylüyorsa, zengin bir aileden bir adam istediğini söylemek istiyordur diyor teori.

kadınların değerlendirme kriterinde çekicilik ciddi bir yüzde tutuyor (%40). ama bu da aslında kendi içinde bölünebilen bir kavram. fiziksel çekicilik kişiye göre değişiyor. açıklanabilir bulunmuyor o yüzden. ama bir erkeği ayrıca çekici kılan faktörler var. mesela ilgisiz ise, ya da başka bir şeyle, hatunla ilgilendiğinden daha fazla ilgileniyorsa otomatik olarak daha çekici oluyor. zaten erkeklerin çoğu da bir kadınla yatamamanın birinci şartının onunla aşırı ilgilenmek olduğunu biliyor. kadınların partnerleri tarafında ihmal edildikleri, kötü davranıldıkları, hatta dövüldükleri zaman bile yalnız kaldıklarında aralarında bir duygusal bağ olduğunu iddia ettiklerini söylüyor teori, ilişkiyi sürdürmek için ısrarla bunu söyleyip durduklarını da. ama o kadının duygusal bağ dediği, aslında yanındaki erkek için cinsel ihtiyacını karşılama seansı oluyor çoğu zaman.

kadınlar genellikle serseri tipleri, hatta çete üyesi olanları, kolunda dövmesi bulunanları vs daha çekici buluyorlar. bunların her nedense mucize yarattığını söylüyor dallas lynn. hatta bir kadınla yatmanın en kolay yolları olarak, özgüvenini sistematik olarak zedelemek, bir de onun arkadaşlarıyla yatmak olduğunu söylüyor. edebiyat, şiir, uluslararası politika vs boş işler ona göre.

efendim, eğer bir erkek sıradan bir işe ve düzenli bir hayata sahipse bir kadının onu istememesinin nedeni açık dallas amcaya göre. diyor ki, "kardeşim, senin gibi bi sürü adam var, ne yapsın ki seni kadın? farklılık önemlidir. çok parası olduğu için gündüzleri işe gitmek zorunda olmayan bir adam, ya da uyuşturucu falan satan birisi varsa seninle sıkıcı günler geçirmeyi kim ister ki?"

güç önemli bir faktör kadınlar için bi de. hatta afrodizyak. kadının değerlendirmesi mal-mülk üzerine teoriye göre. erkeğinki ise kadın üzerine. eğer bir erkeğin bir kadınla küçücük bir kulübede ya da hatta gardropta yatma şansı varsa ev almaya zahmet etmeyeceğini de söylüyor.

para konusunda standart, elde edilebileceğin en iyisi. 16 yaşındayken arabalı ve yeterince bira alabilen bir erkek istenirken, ileri yaşlarda mümkün olan en çok şeyi alabilecek birisi isteniyor. bir kadının bir erkeği daha çok parası olan bir başkası için bırakmamasının imkansız olduğunu söylüyor teori. tek istisna mevcut olanın her türlü maddi ihtiyacı mükemmel bir şekilde karşılıyor olmasıyla ortaya çıkabilir iddiasında.

özetle eğer çekici, zengin ve asilseniz, ve kadına ilgi göstermiyorsanız, o kadınla yatma olasılığınız neredeyse % 100.

şimdi teorinin aslına gelirsek, her karşılaştığımız kişiyi bir basamağa yerleştirdiğimizi söylemiştik.

bir erkeğin basamakları yatmak istediği ve buna göre sıraladığı kadınlarla dolu oluyor. en çok yatmak istedikleri en üstte. bunlar genellikle gerçekten çok istedikleri, hatta kendi ulaşabilecekleri noktanın çok üstünde olanlar. sonrasında sevdikleri kadınlar. sonra eğer çok mecbur kalırlarsa yatacakları kadınlar, sonra ancak alkollüyken yatacakları sonra da bu konuda ileride kesin olarak yalan söyleyecekleri * kadınlar var. en sonda acaip çirkin olanlar. bu tipler bile dişlerini yaptırır ya da biraz kilo verirse basamakta yukarıya çıkabiliyor.

erkeklerin tek basamağı olmasına karşın, kadınların iki basamağı var. birinci basamak yatılacak adamları kapsarken ikincisi arkadaş olunacakları kapsıyor.

problemin kaynağı da şurası: bir kadın bir erkeğe, neredeyse hiç bir zaman, hangi basamakta olduğunu söylemiyor. bu iki basamak arasında fersah fersah fark var. bu ikisi arasındaki fark da zaten entellektüel fahişelerin varlığını gösteriyor dallas kişisine. bir erkeğin yapabileceği tek şey denemek. bir not bırakarak, öperek, sorarak, bir şekilde niyetini belli etmek ve tepkiyi ölçmek. doğru basamaktaysa sorun yok. arkadaşlar basamağındaysa o zaman bir basamaktan diğerine zıplamak sözkonusu. arkadaş basamağından "gerçek" (teoride kullanılan kelime budur. arkadaş basamağını bir anlamda sanal kabul ediyor adam) basamağa zıplamak da riskli. kızın bu durumda iki seçeneği var. gerçek basamağa geçmesine izin verebilir ya da (daha büyük bir ihtimalle) suratına yumruğu geçirebilir. darbe elemanı halihazırda bulunduğu basamaktan da düşürecektir. basamaktan düşenlerin gideceği yer de dallas bey'in abyss dediği bi yer. çok da kötü bi yer değil. adamımız orada biraz acı çekip utanacak ama sonrasında birşey olacağı da yok. yatamayacaksa kadını hayatında istemiyor ki zaten.

"bi kız size, sen benim kardeşim gibisin, ayıcık, seninle herşeyi konuşabileceğimi hissediyorum, çok tatlısın, vs gibi şeyler söylüyorsa arkadaş basamağındasınızdır, hiç kasmayın" diyor ipucu verirken dallas bey. aslında bir de diyor ki, bi sürü problemin çıkmasını engellemenin en iyi yolu, bi kıza en baştan, onunla arkadaş filan olamayacğınızı söylemek. ona onu çok çekici bulduğunuzu ve arkadaş olmak istemediğinizi, insanın arkadaşıyla yatmayı düşünemeyeceğini söylemelisiniz. bu kızı kaçırabilir ama zaten kaçacağı varsa ne vakit kaybedeceksiniz ki? şeklinde de bir savunması var olası kötü sonuçlar için.

gerçek hayattaki uygulamalarda basamaklama sistemi ve kriteri değişmemekle birlikte bir takım gizli etkenler ve değişkenler de var teoriye göre. bunlar değerlendirmeyi etkilemiyor ama değerlendirme sonucunda yapılacakları sınırlayabiliyor. mesela her ne kadar allah inancı olan insanlar bile evlenmeden ilişkiye girebiliyorlarsa da, bazı insanlar bunu yapmıyorlar. teorideki basamaklandırma hala yapılıyor bu insanlarda da, ama uygulamaya geçilmiyor. "yatılacak kadın/adam" şeklinde değil de "olabilse yatardım" şeklinde bir değerlendirme oluyor bunun yerine. yani dallas amcanın iddiası, dinibütün insaların da aynı dürtülere sahip olduğu ama utanmamak için bunu sonuna kadar reddettikleri yönünde.

sarhoşluk da basamaklamadaki sıralamanın dışına çıkmak için bir neden olabiliyor.

bi de sadakat. mesela bir arkadaşınızın beraber olduğu insanla aranız gayet iyi oluyor, seviyorsunuz, hayatınızdaki varlığından memnun oluyorsunuz, ama arakdaşınız ondan ayrılınca sizin de hayatınızdan çıkıyor. bunlar koşullara bağlı arkadaşlıklar. dolayısıyla onu da basamaklarsınız her türlü. arkadaşımın kız arkadaşı gibi bi kriter olamaz yani. ama arkadaşınızla olduğu sürece harekete geçmeyebilirsiniz.

çaresizlik de bir başka etken. normalde en son beraber olduğunuz kişinin daha iyisini arar, merdivende daha yukarılara çıkmak isterseniz. dürtü bu. ama, istekleriniz değişmese de, çaresizlikten dolayı sanal bir basamak inişi yaşanabiliyor.

özetle, eğer bi adam sizi çekici buluyorsa arkadaş falan olamıyorsunuz. bi sürü kadın hemen bu konuda tavrını koyup "benim bi sürü erkek arkadaşım var" diyor. ama bu ancak 3 şartta mümkün teoriye göre: erkek gaydir, sizi çekici bulmuyordur, ya da sizi koyduğu basamaktan daha yukarda bulunan başka bir kadın vardır.

tereddüdü olan kadınlara da şöyle bi önerisi var dallas amcanın. arkadaşınız olan bir erkek seçin. gay olmasın. hayatında daha iyi bir başkası da olmasın. ve kendinize sorun, eğer ikiniz başbaşa bi yere gitseydiniz ve siz banyoya gidip sonra çırılçıplak çıksaydınız, size söyleyeceği şey ne olurdu? "güzel arkadaşlığımızı riske atmak istemem?" hadi oradan...

hayatın amacını da çok sorgulamaya gerek yok teoriye göre, dallas amca bizim için çözüvermiş: amaç basamaklarda ilerlemek. beraber olduğunuz insan bir öncekinden daha iyi olmalı, yani basamağınızda daha yüksekte olan birisi olmalı. bundan öte motivasyon yok insanoğlu için. yani bir anlamda varlığımız tamamen cinselliğe adanmış, ne yapsak onun için yapıyoruz.

basamak teorisi aslında çok detaylandırılmış bir teori. burada anlatılan anahatları sadece. iletişim kurslarında falan demolarla, senaryolarla, diyaloglarla kadın erkek davranışını anlatmak için kullanılıyor bu teori hatta. oldukça kabul de görüyor. ciddi bir çalışmanın da eseri. ama şahsen insan davranışını bu kadar genital organ boyutuna indirebilen bir teoriyi çok da ciddiye alamıyorum ben. mutlaka doğruladığı davranışlar vardır, mutlaka bu motivasyonla davranan bir sürü insan da vardır. ama hayatın amacını tamamen çiftleşme boyutuna indiren, insanları, özellikle de erkekleri bu kadar yüzeysel olarak ele alan bir yaklaşımı kim ne kadar kabul eder bilemiyorum.


Arşiv